İstanbul Barosu kadın ve çocuk merkezlerini kapattı

e-Posta Yazdır PDF

İki yıl önce 1999'da kurulan Kadın Hakları Uygulama Merkezi ile Kadın Hakları Komisyonu'nu Kadın Hakları Merkezi adı altında birleştiren İstanbul Barosu son aldığı kararla kapatarak, Çocuk Hakları Merkezi ile birlikte "Adli Yardım"a dönüştü

Geçtiğimiz yıllarda İzmir Barosu'nun Kadın Hakları istanbul_barosu_logo.jpgDanışma ve Uygulama Merkezi'ni (KAHDUM) hiçbir gerekçe göstermeden kapatmasından sonra, İstanbul Barosu yönetimi de aldığı bir kararla Kadın ve Çocuk merkezlerini kapatarak, "adli yardım" çatısı altında topluyor.
Kadın hukukçular ve aktivistler, dünyanın en güçlü hukuk kurumlarından olan İstanbul Barosu'nun bu kararından sonra kadınların Baro'dan ücretsiz hukuki yardım talebinde bulunmasını tamamen ortadan kaldıracağı gibi, kadınların kadın hakları ile ilgili özel meslek içi seminerlere katılmamış, büyük bir olasılıkla da bu tarz davalarla hiç ilgisi olmayan avukatlara yönlendirileceği görüşündeler. Baro'nun bu kararından sonra, örneğin şiddet nedeniyle koruma kararı alması gereken bir kadının başvurusu, icra işlerine bakan kadın hakları ile ilgili son zamanlarda değişen mevzuatı, örnek kararları bilmeyen, bu konuda araştırma yapma ihtiyacı hissetmeyecek bir avukat tarafından yürütülmesinin yolu açıldı.

KAHDEM'İN TEPKİSİ
kahdem_habibe_yilmaz_kayar.jpgİstanbul Barosu Yönetim Kurulu'nun 18 aralık tarih ve 7/248 sayılı kararı ile Kadın Hakları ve Çocuk Hakları merkezinde nöbet ve dosya atama listelerinin adli yardım çatısı altında birleştirmesine, kadın hukukçular ve aktivistler sert tepki gösterdi. Baro'nun kadın ve çocuk merkezlerini kapatmasını, uzmanlaşmış danışma ve hukuki destek faaliyetini önleyici nitelikte gördüğünü belirten Kadınlara Hukuki Destek Merkezi Derneği'nden (KAHDEM)  Avukat Habibe Yılmaz Kayar; "Kadınlar ve çocuklar, adalete erişimde en fazla sorun ve engelle karşılaşan gruplar. Şiddet mağdurlarına danışma ve destek verilirken veri kaybı olmadan görüşme yapmak için ayrıca bir eğitim almak gerekiyor. Kadınların talep ettikleri hukuki yardım konusunda da meslek içi eğitim almak özellikle aile içi şiddet konusunda hızlı ve etkili hareket edebilmek için donanımlı avukatların bu desteği vermesi çok önemli" dedi.
Kayar, danışma ve destekleyici faaliyetlerin tanıtımı ve kadın/çocukların hak arama özgürlüğünün tesisi için yeni olanaklar oluşturulması gerekirken İstanbul Barosu Yönetim Kurulu kararının kadın ve çocukların aleyhine bir durum yarattığını savundu.  
Barodan; sadece kadın ve çocuklar için değil diğer sorun yaşayan gruplar için özel, uzmanlık alanları ve merkezler oluşturmasını beklerken zaten sınırlı sayıda olan ve büyük emeklerle bugüne taşınmış merkezlerin gerekçesi açıklanmadan kapatılmasının kadınlar bakımından umutsuzluğa yol açacacağını kaydeden KAHDEM  Başkanı, "Sonuçta kadın ve çocuklarla ilk görüşmeyi ve dosya takibi yapan avukatların meslek içi eğitimden geçmiş olup olmadıkları gözetilmeyecek ve sıradan atama yapılacak. Bu durum zaten adalete ulaşmakta ciddi zorluklar yaşayan kadınların ve çocukların adalete ulaşmalarının daha fazla engellenmesi ve verilen danışmanlığın niteliğinin aşağıya çekilmesine yol açacak" diye konuştu.
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu'nun 11.01.2007 tarih 2/5 KHUM.jpgsayılı kararı ile Kadın Hakları Uygulama Merkezi (KHUM) ile Kadın Hakları Komisyonu'nu birleştirip Kadın Hakları Merkezine dönüştürdüğünü hatırlatan Kayar, iki yıl önce olanlarla bu gün olanlar arasında çok önemli bir ilişki  bulunduğuna dikkat çekti. Kayar, bugün adalete ulaşım konusunda yaşanan sorunun aslında bir demokrasi sorunu olduğunu, birinde yaşanacak kaybın diğer alanı da kayba uğratacağını sözlerine ekledi.

AK.DER'DEN MÜCADELE ÇAĞRISI
Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği (Ak.Der) Başkan Yardımcısı Avukat Fatma Benli de; Baro'nun kararını değerlendirirken, aslında Barolar bünyesinde ki bu tür merkezlerin daha işlevsel hale getirilmesi ve kadınlara ücretsiz hukuki yardım alma haklarının varlığının daha geniş kesimlere duyurulması gerekirken, kapatılarak kadınlara verilecek hukuki desteğin adli yardım çatısı altında uzman olmayan kişilere yönlendirilmesinin "vahim bir durum" olarak nitemedi. Benli konuya ilişkin açıklamasında özetle şu görüşleri savundu:
"Sonuçta bu merkezler 'lütfen kurulmadı', hukuki bir zorunluluktan, devletin sorumluluğundan kaynaklanıyor. Kadın Sorunları Genel Müdürlüğü raporlarına göre, Barolar bünyesinde toplam 49 kadın hukuku komisyonu faal durumda. Çünkü, Devletin sadece şiddet uygulayan bireyi cezalandırma değil, önleme noktasında da sorumluluğu var. Bu da özellikle haklarını kullanma noktasında bilgili olmayan kadınlara doğrudan hukuki yardımda bulunmasını gerektiriyor" dedi.
ÖRNEK AİHM KARARI VAR
fatma_benli.jpgAk.Der Başkan Yardımcısı Avukat Fatma Benli ; bu bağlamda  bir Avrupa İnsan hakları Mahkemesi (AİHM) kararı  bulunduğuna dikkati çekerek şöyle devam etti: "Başvurucu, alkolik olan ve kendisine sürekli şiddet uygulayarak aile düzenini bozan eşinden ayrılık kararı alabilmek için adli yardımdan avukat isteminde bulunuyor ancak istemi ret edildiğinden dava açamamıştır. AİHM’e müracaat eden başvurucu, avukat ücretlerinin yüksek olduğu için dava açamadağını, devletin şiddeti önleme konusunda kendisine yeterli koruma sağlamadığını iddia ettiğinde. AİHM Airey-İrlanda kararında AİHM devleti haksız buluyor. Çünkü Sözleşmenin 8. maddesinin ihlal edildiğine yönelik şikayet, devletin olumsuz bir tasarrufuna değil, önleyici tedbirler almamasına ilişkindir. Kararda da; “Sözlesme’nin 8. maddesinin amaciı, asil olarak kişileri, kamu makamlarının keyfi müdahalelerine karşı korumak ise de bu madde sadece devleti, bu tür müdahalelerden kaçınmaya zorlamakla kalmaz, bu negatif yükümlülüğe ek olarak aile yaşamına saygı hakkının etkili biçimde korunması için olumlu yükümlülüğü de içerir” ifadeleri yer alıyor.
Zaten merkezlerin görevlendirdiği ve maddi durumu yetersiz kadınların davalarını takip eden avukatların ücreti bakanlıktan geliyor zaten. İstanbul Barosu'nun devasa bir bütçesi var, bu tarz bir karar almasını gerektirecek bir sebep düsünemiyorum bile, ama zararları uzun vadede çok ağır olacak.
Kadınlarla ilgili hukuki düzenleme 2002 sonrası ciddi değişikliklere uğradı. Yargı kararları daha yeni yeni  oturuyor, Halayasayı uygulamayan bir sürü hakim var, yasaların olması gerektiği üzere kadın lehine uygulanması için mevzuatı çok iyi bilip, örnek kararlardan haberdar olarak hakimleri ikna etmeye çalışan olumsuz içtihatların oluşmasını engelleyecek bu konuyu iş edinen hukukçulara ihtiyaç var. Bunları yardım almayan zaten mağdur konumdaki kadınlar yapamaz ya da onların yönlendirileceği her gün onlarca farklı davaya bakan bazıları da bu değişiklikleri gereksiz gören avukatlar  da layiki ile gerçekleştiremez. O yüzden bu merkezin kapatılarak gelecek başvuruların diğer genel davaların içine katılması, kadının insan hakları konusunda ciddi bir gerileme teşkil edecek. Bu bakımdan adil yargılanma hakkının layikiyle yerine getirilmesi profesyonelleşmeyi gerektidiği için bu duruma karşı ciddi tepki verilmesi zorunludur."

"BARO'YA TEPKİ MESAJI GÖNDERİN"
Fatma Benli, tüm kadınları İstanbul Barosu'nun 90 (212) 293 89 60 nolu faksına, elektronik postasına, Türkiye Barolar Birliği'nin 90 312 286 31 00 - 286 55 65 nolu fakslarına ve elektronik postasına tehki mesajlarına göndermeye çağırırken, "bu konuda yapılacak kampanyalara birey ve dernek olarak destekte bulabiliriz, Baroların kadın hakları merkezlerini; kadın lehine destek veren kuruluşlar olarak raporlarında yansıttıkları için KSGM'den baro ile yazışmasını isteyebiliriz, Barodan randevu isteyip değişik zamanlarda hem başkan hem yönetim kurulu üyeleri ile görüşebiliriz.Sonuçta yapılacak her girişim fayda sağlayacaktır" diye konuştu.

Kaynak: Kazete

 

Mesaj eklemek için yetkiniz bulunmamaktadır...

Zihinsel engelli kızların kısırlaştırılmasını doğru buluyor musunuz?
 
engelli_20.jpg