BASKETBOLCUYUM ÜNİVERSİTE MEZUNUYUM ENGELLİYİM VE İŞSİZİM

e-Posta Yazdır PDF

Aralık Dünya Engelliler Günü'nde "Engelliler bu toplumun aynasıdır" sözünü duymadan önce aynaya bir bakmak... Gözlerini dike dike bakmasına rağmen her zaman görmezden gelinen bir "sorun"la Yasin'in hayatı üzerinden yüzleşmek...
"Sakatlanmadan önce K»ç basketbol oynamamıştım. ^lime basketbol topu bile almamıştım, {genelde futbol oynandık." "Düşeceğimi "Rüycımdcı CJö»*dwm" Yasin'in ilkokuldan mezun olmasına bir gün vardır. Ertesi gün karnesini alacaktır.
Gece bir rüya görür: "Rüyamda tarladaki kiraz ağacına çıkıyordum. Budağa tutunuyordum ama elim kayıyor ve yere düşüyordum. Sırt üstü yere düşüyordum ve öldüğümü, beni gömdüklerini bile gördüm rüyamda." Bu rüya, daha doğrusu kabus, Yasin'in aklını pek kurcalamaz... Hatta unutmuştur bile... Sabah olur, Haziran'ın 21'idir... Okulun son günü gider ve "pekiyi" ile dolu karnesini alır. Eve gider, mutlu bir şekilde karnesini herkese gösterdikten sonra her zaman olduğu gibi oyun oynamak için dışarı çıkar. Doğru tarlaya gider ve kiraz ağacına çıkar. Ne de olsa kiraz mevsimidir ve her çocuk gibi o da göz hakkını bu ağaçtan almak ister.
Ama tıpkı rüyasında olduğu gibi eli kayar ve kuraklık nedeniyle zaten sert olan toprağa çok sert bir şekilde düşer.
Yasin gözlerini açtığında Ankara'da hastanededir, ilk aklına gelen bir gün önce gördüğü rüya olur. Doktorlar ailesine Yasin'in yaşamasının zor olduğunu söyler ama O hayata sıkı sıkı tutunur ve yoğun bakımdaki sekizinci günde gözlerini açar.
Her ne kadar bacaklarını oynatamasa da o hep yürüyeceğini düşünmektedir: "Kendime geldiğimde hep yürüyeceğimi düşünüyordum. Hatta en sevdiğim yemek, patates ve yeşil fasulye idi. Hastaneden çıkacağım gün annemden bu yemekleri yapmasını isteyecektim ve eve koşarak gidecektim. Zaman geçtikçe, kimsenin söylemesine gerek kalmadı, kendi kendime yürüyemeyeceğimi fark ettim."
Yürüyemeyeceğini kabullenmek senin için zor oldu mu?
Küçük yaşta olduğum için çok fazla zor olmadı. îlk başlarda her gece rüyamda kendimi ayakta, yürürken görüyordum.
Sonra alıştım. Tedavim gereği babam tayinini İstanbul'a aldırdı ve burada yaşamaya başladık. Bir yıla yakın hastanede kaldım. O sene ilköğretim sekiz yıla çıkmıştı. Bir yıl aradan sonra 6. sınıftan okua devam ettim.
Peki basketbolle* tanışman nasıl oldu?
7. sınıftayken istanbul Sakatlar Derneği'nin toplantılarına gitmeye başladım.
Afacan bir çocuk olduğum için orada basketbola başlamak isteyip istemediğimi sordular. Ben de antrenmanlara gitmeye başladım. Servis olmadığı için baştan çok zor oluyordu. Anadolu Yakası'nda, Sahrayıcedit'te oturuyorduk. Annemle birlikte Kadıköy'e kadar minibüsle gidiyorduk. Kadıköy'den vapurla Eyüp'e geçiyorduk.
Eyüp'ten de taksiyle antrenmanların yapıldığı Eyüp Spor Salonu'na gidiyorduk.
Üç vesait değiştiriyorduk. Kış aylarında bu yolculuk daha bir zor oluyordu.
Sakatlanmadan önce hiç basketbol oynamış miydin?
Hayır, hiç oynamamıştım. Elime basketbol topu bile almamıştım. Genelde futbol oynardık.
7 yıldır Beşiktaş forması giyiyorsun. Peki Beşiktaş'la tanışman nasıl oldu?
2-3 sene Sakatlar Spor Kulübü'nde oynadıktan sonra 4-5 arkadaşla birlikte Beşiktaş'a geldik.
Burada iki şampiyonluk yaşadım. Avrupa'da başarımız oldu. 55-60 kez Milli Takım formasını giydim. Avrupa ikinciliği, beşinciliği, altıncılığı ve Dünya onunculuğu derecelerim var. A Milli Takım'la Division B'de Avrupa ikinciliği kazandık.
Özel turnuvalarda önemli dereceler elde ettik.
Basketbol ve Beşiktaş hayatında neleri değiştirdi?
Uzun yıllar engelli sporu için bir şeyler yapan sadece Beşiktaş vardı. Profesyonel no anlamda bizlere ilk kez yaklaşan, rehabilitasyondan çıkartıp engellileri profesyonel ortama sokan, sporcularına maaş bağlayan ilk kulüp Beşiktaş oldu. Bunun sosyal ortam açısından da bana çok büyük etkisi oldu. Çevre edindim, daha fazla arkadaşım oldu, her şeye bakışım değişti.
Çünkü sporcu olunca hayata daha geniş bir bakış açısıyla bakabiliyorsunuz. Basketbol zeka gerektirdiği için, zekam da gelişti. Bu durum okula da yansıdı. Sizdeki değişimlerle birlikte öğretmenlerinizin, arkadaşlarınızın ve diğer insanların size bakış açısı da çok değişiyor.
Eğitimine devam edebildin mi?
Üniversite mezunuyum ben. Açıköğretim Fakültesi Muhasebe Bölümü'nü bu sene bitirdim.
Takımdaki birçok arkadaşın, hem okuyor hem çalışıyor hem de basketbol oynuyor. Sen de çalışıyor musun?
Bir hafta öncesine kadar ben de istanbul Gençlik ve Spor Müdürlüğü'nün muhasebe bölümünde çalışıyordum. Malum, kriz dolayısıyla işten çıkarıldım. Hem sabahtan akşama kadar çalışıp hem de profesyonel sporculuk yapmak gerçekten çok zor. İster istemez kendinizi tam olarak basketbola veremiyorsunuz. Basketbolda saniyelerin bile önemi olduğu için kafanızda başka şeyler olursa adaptasyon ve konsantrasyon bozukluğu yaşıyorsunuz. Keşke hayatımızda sadece basketbol olsa...
Ama şu anda Türkiye şartlarında bu mümkün değil. Başka branşlarda bu söz konusu bile değil ama biz iki iş yapıp yaşamak zorundayız. Bu durum doğal olarak başarıyı da etkiliyor. Gönül isterdi ki, günde getirsinler.
TVeler başarabileceklerini onlar da görsünler.
Sade.ce- sosyal çev»*e de yeterli değil, okumalı ve kendilerim geliştirmeliler.

 iki idman yapalım ve sadece kafamızda basketbol olsun. Böyle olsa, hem Türkiye'de hem de Avrupa'da çok daha başarılı olurduk.
Sence sadece kulüplerin çabasıyla bir şeyler değişir mi? Engellilerin yaşamı ve hakları konusunda devlet politikasını nasıl değerlendiriyorsun ?
Amerika'da, Kanada'da ve Avrupa ülkelerinde tekerlekli sandalye basketbolü çok ileride. Orada sporcular geçimini sporla sağlıyor, ikinci bir işi yapmak zorunda değiller. Galatasaray daha yeni bir takım kurdu ve yıllardır bu şubeyi açacağını söyleyen Fenerbahçe'nin de bir şeyler yapması lazım. Devlet de futbola ne kadar ilgi gösteriyorsa, engelli branşlarına da o kadar ilgi göstermeli. Bir diğer konu engelli maaşları... 250-300 lira arasında değişen bir maaş ödeniyor engellilere. Bu parayla bir insanın yaşamını sürdürmesi imkansız.
Yurt dışında 1800-2000 euro civarında maaş veriliyor ve devlet yılda iki kez tatile gönderiyor. îş alanı olarak bakınca da belli sayıda işyerlerinin engelli çalıştırma zorunluluğu var. Ama bu uygulanmıyor.
Birçok işyeri de engellinin sigortasını yapıyor ama onu çalıştırmıyor. Kesinlikle bu konuda bir denetim olmuyor. Kaldı ki devlet daireleri de pek farklı durumda değil.
Sen evlisin değil mi?
Evet, 3 yıllık evliyim. Düğün zamanında bir sürü borcun altına girmiştim. Umarım en kısa zamanda iş bulurum. Röportaja gelmeden önce Numune Hastanesi'ne başvurdum. Malum kriz var. Bir an önce iş bulmalıyım.
Eşinle nasıl tanıştınız?
Eşim Uşaklı, İstanbul'a bir haftalığına tatile gelmişti, o sırada tanıştık. 6 ay sonra evlenmeye karar verdik. Ama ailesi izin vermedi, kaçtık.
İzin vermemelerinin sebebi engelli olman mıydı?
Eşim engelli değil. Genel olarak insanların "engelli ise bir iş yapamaz" şeklinde bir bakış açısı var. Engelli olarak değil, sporcu olarak bana bakmalarını, beni tanımalarını, eşime bakabilecek biri olup olmadığımı gördükten sonra karar vermelerini istedim. Ama bu şansı bize vermediler. İstedik, olmadı. Biz de kaçmaya karar verdik. Bir gün burdan arabayla Uşak'a gittim. 2-3 saat annesinin dışarı çıkmasını bekledik, sonra kaçtık. Arkamızdan savcılığa haber vermişler. Bir hafta filan teyzemlerde kaldık. Sonra babamlar Uşak'a gitti ve bir şekilde sorun çözüldü. Şu anda eşimin babasının en kıymetli damadı benim. Beni çok seviyorlar.
Eşin çalışıyor mu?
Eşim sınıf öğretmenliği bölümünü kazandı. Ona devam edecek inşallah. Anlayacağınız ikimiz de işsisiz.
Peki son olarak Türkiye'de yaşayan engellilere neler söylemek istersin?
Öncelikle ailelere çok iş düşüyor. Aileler çocuklarını küçük yaşta sosyal hayata katmalılar. Ben iki doktor tanıyorum. İkisinin de engelli çocuğu var ve çocuklarını evde gizliyorlar. Büyüyünce bu sefer o çocuklar korkacak ve isteseler de dışarı çıkamayacaklar.
Örneğin bizim maçımıza hiçbir engelli gelmiyor. Aileler çocuklarını maçlarımıza getirsinler. Neler başarabileceklerini onlar da görsünler. Sadece sosyal çevre de yeterli değil, okumalı ve kendilerini geliştirmeliler.
Umarım bir an önce iş bulursun. Ve hatta umarım tekerlekli sandalye basketbolü ve devletin engellilerle ilgili politikası sizin çıkarlarınız doğrultusunda gelişir ve ek bir işe ihtiyaç duymadan sporunu yaparsın. Anlattıkların için çok teşekkür ederim.

Beşiktaş Dergisi Aralık 2008

 

Mesaj eklemek için yetkiniz bulunmamaktadır...

Zihinsel engelli kızların kısırlaştırılmasını doğru buluyor musunuz?
 
engelli_38.jpg