Genç olma hakkı

e-Posta Yazdır PDF
Geçen hafta Yunanistan’da olanlar çoktandır unuttuğumuz, unutturulmuş olan genç olma haklarının en meşrusu olan başkaldırma hakkını hatırlattı. Gençlik bir sınıf değildir, ortak çıkarları olan bir topluluk da değildir, gençliği ortak harekette birleştiren en önemli güdü haksızlıklara isyan duygusudur.

Önyargılarına sıkı sıkıya sarılmak nedir bilmeyen, kaybedecek bir şeyi olduğunu düşünmeksizin fikrini söyleme cesaretine sahip gençlerin varlığından yaşlılar pek hoşlanmaz.

Kendilerine “verilmiş” bir dünyanın kuralları içinde oynamayı henüz öğrenmemiş, bu kurallara boyun eğmeyi kendilerine yediremeyen genç insanların duygu ve düşüncelerini sivri yollarla göstermeleri yaşlılar için her zaman korkutucu olmuştur.

Dünya gençliğinin 1968’de Paris’in merkezinden yola çıkan duygu patlamasının sloganlarından birisinin 40 yıl sonra İzmir’de ortaya çıkması kimilerine garip gelebilir. 40 yıl önce Paris sokaklarında “özgürlük sokaktadır” sesleri 40 yıl sonra İzmir’de hâlâ yaşıyorsa 1968 ruhu iki kuşak sonraya aktarılabilmiş demektir.

1968 dünyasının haksızlıkları ile günümüz dünyasındaki haksızlıklar arasında bazı farklar olabilir. O zaman daha yüksek perdeden çıkan ayrımcı sesler, artık o kadar yaygın değil ama hâlâ var. Soru sorma ve başkaldırma hakkını kullanan gençleri en tehlikeli düzen bozucu olarak görüp, onlara en ağır cezaları vermek isteyenler de hâlâ var. İnsanca yaşamayla ilgili kavramların 40 yıl içinde çok yol almış olması onları yok etmiş değil.

Soru sormayan, başkaldırmayı aklının ucundan geçirmeyen bir gençlik yaratmak bütün otoriter yönetimlerin baş amaçları arasında yer alır. Bunda zaman zaman başarılı da olunmuştur.

Gençlerin her türlü haksızlık karşısına dikilebilme güçlerinin, düzen ve “devlet” düşmanları tarafından “kullanılması” diye bir gerekçe öne sürülerek “kuzu gençlik” yaratmak için bol dayak atılması gerektiği savunulabilmiştir.

***


Bizde 1971 ve 1980’de gençliğe çok ağır dayaklar atıldı düşünen, soran ve başkaldırabilen gençliğin yerini “mütedeyyin” ve itaatkâr bir gençliğin alması için dayak çok bol tutuldu.

Dayakçılar kendilerine göre başarılı da oldu. Otoritenin daha çok sevdiği muhafazakâr - mütedeyyin gençlik, düzenin yeni bekçisi olarak yetiştirilmek istendi ama bu gençlik de kendisine başka bir mecra buldu.

Dayakçılar hâlâ var ve yine dayak atmaya hazır durumdalar. Ama 40 yıl önce Paris’te bir araya getirilmiş iki kelime, sokak ve özgürlük, 40 yıl sonra İzmir’de ortaya çıkıyorsa gençlik başkaldırma hakkı unutmamıştır ve her an kullanabilir.
                                                            
Kaynak: Gazete Vatan
 

Mesaj eklemek için yetkiniz bulunmamaktadır...

Zihinsel engelli kızların kısırlaştırılmasını doğru buluyor musunuz?
 
engelli_43.jpg