Organ bağışı konusunda merak ettikleriniz

e-Posta Yazdır PDF
Dr. Mehmet Yıldırım organ nakli konusunda yeterli bilincin oluşmadığını belirterek, 'beyin ölümü', 'organ nakli' konularında açıklamalar yaptı.
Dr. Yıldırım organ baışı konusuna medyanın yeterince yer vermediğini belirterek, toplumun beyin ölümü konusunda tereddütleri olduğunu ve bunun iyi aydınlatılması gerektiğini belirtti.

Yıldırım organ nakli konusunda aydınlatıcı bilgiler verdi:

EDA: Organ nakli için öncelikle organ bağışı yapmak gerekiyor. Organ bağışı nedir ve organ bağışı için neler yapmak gerekiyor?
MEHMET YILDIRIM: Organ bağışı ülkemizde çok iyi anlatılabilmiş bir konu değil. Sağlık bakanlığı bu konuda araştırmalar yürütüyor ama yeteri kadar kamuoyuna intikal edemedi. Bana göre bunun en büyük eksiği medyanın bu duruma gereken ilgiyi göstermemesidir. Toplumu yönlendiren cihazları bakanlık ya da doktorlar olarak biz de iyi kullanamadık. İnsanlarda beyin ölümü olduktan sonra organlar alınabiliyor. Dolayısıyla öncelikle toplumu beyin ölümü konusunun iyi anlatılması gerekiyor ve ardından da organ bağışının anlatılması gerekir. Burada milli eğitim bakanlığının da katkısı gerekir. Organ nakli ilkokuldan üniversiteye kadar eğitim sistemimizde ders programlarımıza koymamız gereken bir konu. Bunları yapabilirsek topluma bu konuyu çok daha iyi anlatabiliriz. Sağlık bakanlığı hemen hemen her hastane de organ bağışı birimleri oluşturdu. Bunlardan sorumlu ebe, hemşire, sosyal sağlık uzmanı gibi arkadaşların görev aldığı birimlerde müracaat eden insanlara beyin ölümü, organ nakli, organ bağışı gibi konular anlatılıyor. Bağışta bulunmak isteyenler bakanlığın bastırdığı kimlik büyüklüğünde sudan etkilenmeyen özel kartları iki şahit huzurunda doldurup imzalıyorlar. Zabıt defterleri var orada kayıt altına alınıyor ve bunlar topluca belli bir zaman aralığında sağlık bakanlığına gönderiliyor. Bu kartı kişinin üzerinde taşımış olmasının bazı avantajları var. Eğer kişi herhangi bir şekilde kaza geçirmiş, kurşunlanmış, bıçaklanmış ve bu şekilde hastanenin yoğun bakımında yatıyorsa, o şekilde yoğun bakımda yatarken beyin ölümü gerçekleşirse organ bağışı o zaman gerçekleşiyor. Onun dışında organ bağışı diye bir şey yok. Beyim ölümü gerçekleştikten sonra bunu tespit eden, kayıt altına alan 5 uzmandan oluşan bir uzman heyetin bu hasta üzerinde yaptığı değerlendirmeler sonucunda beyni ölmüştür diye yazan tutanaklar imzalanır. Sonra hastane de organ nakli koordinatörü diye adlandırılan, bu işle görevli kişiler bu beyni ölen vatandaşımızın yakınlarına beyninin öldüğü ve diğer organlarının şu anda belli aletlerle ve belli takviyelerle yaşamını sürdürdüğünü çok kısa bir süre içerisinde onlarında biteceği beyan ediliyor. Onlar eğer organ bağışını onaylarsa ondan sonra bu kişinin organları kullanılabilir hale geliyor. Özel işlemlerle, özel ekiplerle çok ciddi bir çalışmayla ve çok hızlı bir şekilde organların alınıp takılabilecek merkezlere hızlı bir şekilde gönderilmesi gerekiyor.
 
 
EDA: Peki hangi organ ve dokuların daha çok nakli yapılıyor?
MEHMET YILDIRIM:
Bugün için dünyada ve ülkemizde en çok nakli yapılan organ kalp, karaciğer, böbrekler, akciğer, ince bağırsaklardır. Doku olarak da en çok gözde kornea nakli dediğimiz gözün önündeki şeffaf tabakanın bir şekilde özelliğini yitirmesi sonucunda ölen insanların gözlerinde ki korneaların dokusu alınır ve gözü görmeyen, korneası hasar görmüş insanların o korneası çıkarıldıktan sonra ölüden alınan kornea oraya dikiliyor.
 
EDA: Organ nakli tedavi için iyi bir yöntem midir?
MEHMET YILDIRIM: Organ nakli işlevini kaybetmiş organın yerine yeni bir organın takılması işlemine deniyor. Mesela karaciğerde ileri derecede siroz gelişmiş, artık karaciğer görevini yapmıyor. Hastanın karnı şişmiş, içinde su toplamış, hasta son derece zayıflamıştır. Çünkü karaciğer yediği gıdaları işleyen bir fabrika gibidir. Karaciğer bozulunca da alınan gıdalar işleme tabi tutulamıyor. Böyle olunca vücut o organı kullanamıyor. Kullanamayınca bu kez kendi vücudunda biriktirdiği diğer yağları tüketmeye başlıyor. Bu da sınırlı bir depodur ve bir süre sonra eğer bu organ yerine konmazsa hasta ölecektir. Onun yerine bazı nedenlerden dolayı beyni ölen insanlardan alınan karaciğer bu hastaya takıldığı zaman hasta eski sağlığına kavuşabiliyor. Keza böbreklerde mikrobik hastalıklar var, taştan dolayı olanlar, yüksek şekere bağlı olanlar var. Yüksek tansiyona bağlı olarak böbrekler zarar görüyor ve artık vücuttaki toksin dediğimiz zehirli maddeleri dışarı atamaz hale geliyor. Bunlar vücutta birikmeye başlıyor ve bir süre sonra eğer temizlenmezlerse vücut işlevlerini kaybediyor. Bu hastalar içinde yine en şanslı olan böbrek hastalarıdır. Çünkü böbrek hastaları için geçici de olsa böbreğin temizleme işlemini yapabilen teknikler var. Hemodiyaliz dediğimiz makineyle kan vücut dışına alınarak o makineden döndürülüyor. Oradaki filtrelerden kan geçirilerek içinde ki toksin zehirli maddeler temizleniyor. Tabi bu temizlenme hiçbir zaman bir böbreğin yaptığı kadar olmuyor. Ama yine de hastayı uzun seneler hayatta tutmaya yarıyor. Biraz pahalı bir yöntemdir. Bu yöntemler hastaların üretkenliğini geri getiremiyor. Dolayısıyla bu insanlar sadece tüketen, birilerine bağımlı, diyalize bağlı olarak yaşamlarını sürdürmek zorunda kalıyorlar. Organ nakli bütün bunları ortadan kaldıran yapıldığı takdirde yapılan kişiyi tekrar hayata bağlayan, dolayısıyla o kişiyi üretken hale getiren bir yöntemdir. O yüzden organ naklinin maliyeti asla hesaplanamaz. Nakil sebebiyle mutlaka belli bir para harcanıyor ama aynı zamanda da getirdiği sosyal morallerin maddi olarak hesaplanması mümkün olamaz.
 
EDA: Ülkemizde organ naklinin başarı oranı nedir?
MEHMET YILDIRIM: Organ naklinde dünyanın büyük ülkelerindeki başarı çizgisi neyse bizde aynı çizgideyiz. O açıdan kendi insanlarımıza kendi ülkemizde tedavi için uzan yerlere gitmelerine fırsat vermeden acılarına çare oluyoruz. Bu oldukça zor, zahmetli, çileli olan bir tedavi ve hekimliğin diğer alanlarıyla karıştırılmaması gereken son derece özveri isteyen bir yöntem.
 
EDA: Kronik böbrek yetmezliğinin görülme sıklığı ne oranda oluyor?
MEHMET YILDIRIM: Modern yaşam biçimi, geleneksel beslenme şekilleri ortadan kalktıkça hastalıkların oranı da azalıyor. Suni gıdalar, hormonlu gıdalar, kirli hava, kirli su, stres gibi nedenler insan vücudunda muazzam tahribatlar yapıyor. Dolayısıyla her türlü hastalık oranında artış olduğu gibi özellikle böbrek hastalarında da bir artış var. Bizim ülkemizde net bir istatistik yapılamıyor. Çünkü böbrek hastalarında çok sık ölümler yaşanıyor ve sürekli yenileri katılıyor. Dolayısıyla bunların istatistiğini ortaya koymak mümkün değil. Ama ortalama yapılan analizlerde Türkiye’de 40.000 ve 50.000 arasında böbrek hastası bulunuyor. Bunun hemen hemen 40.000 i hemodiyaliz görüyor. Diğer tedavileri de çıkartırsak yaklaşık 18.000�20.000 hasta böbrek bekliyor. Bunların canlı vericileri yok. Kanunlarımıza göre dördüncü dereceye kadar yakınlar organ bağışında bulunabiliyor. Ama bulunsalar da bazen dokuları, kan grupları uymadığı için organ bulunamıyor. O zaman da beyin ölümü olmuş kişileri araştırıyoruz. Oradan çıkan organları bu hastalarda kullanabiliyoruz. Bunun için vatandaşlarımızın sağduyulu davranıp, yakınlarından birinin beyin ölümü gerçekleştiğinde onların organlarını bağışlamaları konusunda tereddüt etmemelerini istiyoruz. Çünkü bu gerçekten büyük bir acı.
 
EDA: Akrabalardan veya kadavradan alınan organlar arasında bir fark var mı? Bir kişiye böbrek naklinin yapılması için kan uyumunun da olması gerekiyor mu?
MEHMET YILDIRIM: Öncelikle kan grubu uyumu arıyoruz. Sonra dokular arasında uyum aranıyor. Doku uyumu artık gittikçe önem verdiğimiz bir parametre olmaktan çıkıyor. Ama özellikle kan grubunun uyması gerekiyor. Ya da 0 grubu genel verici bir gruptur, tıpkı kan vermede olduğu gibi. O durumda organ naklini gerçekleştirebiliyoruz.
 
 
EDA: O zaman herhangi bir hastaya herhangi bir organ takılamıyor değil mi?
MEHMET YILDIRIM:
Bu durum böbrek için geçerli. Kalp ve karaciğer için dokuya bakmıyoruz. Sadece kan grubu uyumu aranıyor. Çok acil durumlarda da bazen karaciğer için grup uyumuna bakılmadan nakil yapılabiliyor.
 
EDA: Nakledilen böbreğin reddedilme ihtimali olabiliyor mu?
MEHMET YILDIRIM:
Her organ bir başkası için yabancı bir cisimdir. Dolayısıyla her yabancı cisme karşı insan organizması onu atmak için bir reaksiyon geliştiriyor. İşte bu yabancı dokuyu vücut atmasın diye çok güçlü ilaçlar kullanıyoruz. Vücudun savunma hücrelerini baskı altına alan bu ilaçlara rağmen yine de vücut bilmediğimiz mekanizmalarla organı reddedebiliyor. Ama bu çok güçlü ilaçlar kullanıldıktan sonra bunun oranı ihmal edilebilir oranlara indi.
 
EDA: Hastalar ne kadar süreyle ilaç kullanıyorlar?
MEHMET YILDIRIM:
Organ takıldıktan sonra hasta yaşadığı sürece o ilaçları almak zorundadır. Bir iki gün almadığı takdirde organı vücut reddediyor. Tabi belli bir aradan sonra bu ilaçların miktarı düşülüyor. Özellikle ilk 3 aydan 6 aya kadar yüksek düzeylerde ilaç veriyoruz. En çok reddedilen süre bu süreler. Ondan sonra bu oran çok düştüğü için ve insanların kendi hücreleri o organı tanımaya başladığı için bu ilaçların miktarını bayağı düşürüyoruz. Ama hastanın ilaçları ömür boyu aksatmadan alması gerekiyor.
 
EDA: Türkiye’de ilk organ nakli ne zaman yapıldı?
MEHMET YILDIRIM: İlk organ nakli İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılmış ama başarısız olmuş, bunlar yayın haline getirilmiş. Ondan sonra Siyami Ersek hoca tarafından yapılan kalp nakli var. Zannediyorum sonra ilk başarılı nakil Hacettepe Üniversitesi’nde Mehmet Haberal tarafından gerçekleştirildi. O zamanlardan bu yana bunların hem yasaları ülkemizde çıkarıldı hem de sanırım şu anda Türkiye çapında organ nakli yapan 75’e yakın merkez oldu. Özellikle canlı vericiden karaciğer nakli dünyada en önde Türkiye var.
 
EDA: Hastalar nakil sonrasında nelere dikkat etmeliler?
MEHMET YILDIRIM:
Böbrek ya da takılan organ fonksiyon görmeye başladıktan sonra insanlar normal hareket edebiliyor. Ancak özellikle ilk 6 ay organın reddedilmemesi için kullanılan yüksek dozda bağışıklık sistemini baskı altına alan ilaçlardan dolayı bu kişiler enfeksiyonlara açık hale geliyor. Zatürree gibi, boğaz iltihabı gibi çok değişik bakteriyel ya da mikrobik virüslere karşı vücut açık hale geliyor. Onun için organ nakli yapılmış hastalar ilk 6 aya kadar çok kalabalık ortamlara çıkmamalılar. Özellikle ülkemizde hastalara şifa dilemek için ziyaretçi akını oluyor. Gelenler de çok uzun süre o kişinin yakında kalma ihtiyacı hissediyorlar. Bu bir açıdan iyi bir açıdan kötüdür. Gelen kişilerin üzerinde getirdikleri mikroplar veya ziyaretçinin kendinde olabilecek nezle gibi mikroplar asıl hasta olan kişiye bulaşabiliyor. O yüzden bu konuda itina göstermek gerekiyor. Temizliğe dikkat etmeliler. Önceden bir kez ellerini yıkıyorsa nakilden sonra 5 kez yıkamalılar. HABER7...
 

Mesaj eklemek için yetkiniz bulunmamaktadır...

Zihinsel engelli kızların kısırlaştırılmasını doğru buluyor musunuz?
 
engelli_19.jpg