TAZMİNAT İYİ AMA ÇOKEŞLİLİĞE DİKKAT

e-Posta Yazdır PDF


Borçlar Kanunu"nda yapılacak değişiklik ile imam nikahlı eşler ya da sevgililere tazminat yolunu açan düzenleme kamuoyunda tartışma yarattı. Düzenlemeyi BirGün"e değerlendiren feministler, genel olarak düzenlemeyi olumlu bulduklarını ancak erkek çokeşliliğine dayalı aile modeline dönüş endişesini taşıyan kadınları da anlayabildiklerini söylediler.

AMARGİ Kadın Kooperatifi"nden Avukat Yasemin Öz, toplumda imam nikahı gibi bir gerçeklik varsa, bu tür ilişkiler yaşanıyorsa, elbette bu kadınların da mağdur edilmesini önleyecek düzenlemelerin yapılması gerektiğini ifade etti. Kurumsal olarak evliliğe zaten karşı olduklarını belirten Öz, "Evlilik özel mülkiyeti sürdürme amaçlı kurgulanan bir şey, dolayısıyla bizim için resmi nikahın zaten bir anlamı yok. Ayrıca bu düzenleme yalnızca imam nikahlıları korumuyor, sevgililik ilişkisi sürdürenleri de koruyor. Bu toplumda nikahlanmayı kabul etmeyen, bu şekilde yaşamak isteyen insanlar var, imam nikahlı ya da değil. Bu insanların haklarının da korunması gerekiyor, dolayısıyla başından bu düzenlemeye olumsuz yaklaşılmaması gerektiğini düşünüyorum" dedi.

 

EŞCİNSEL HAKLARI AÇISINDAN ÖNEMLİ

Düzenlemenin eşcinsel hakları açısından da önemli ve radikal bir değişiklik yaratabileceğini kaydeden Öz, "Bu düzenleme, eşcinseller birliktelikleri de koruyabilir. Eşcinsel hakları açısından önemli bir adım olabilir. Belki mahkemeler bu düzenlemeye dayanarak, birlikte yaşadığını ispat eden insanların ekonomik haklarını korumaya yönelik içtihatlar çıkarırlar" diye konuştu.

 

EVLİ BEKÂR AYRIMI OLAMAZ

KADER Başkanı Avukat Hülya Gülbahar ise, uzun yıllardır Yargıtay içtihatlarıyla zaten iş kazalarında ölenlerin resmi nikahlı olmayan eşlerine destekten yoksun kalma tazminatı verildiğini hatırlattı. Geçtiğimiz günlerde de Yargıtay"ın trafik kazasında resmi nikahlı olmadığı eşini yitiren bir kadına tazminat ödenmesine karar verdiğini anımsatan Gülbahar, şunları söyledi: "Resmi nikaha bakılmaksızın birlikte yaşadığı eşinin desteğinden yoksun kalan kadınlara, bu ve benzeri tazminatların ödenmesinin ben hukuken doğru olduğuna inanıyorum. Ancak ne yazık ki geçtiğimiz günlerde 4320 sayılı koruma emriyle ilgili yasanın uygulanması sırasında çıkartılan bir yönetmelikle bu yasanın sadece resmi nikahlı kadınlar için uygulanabileceği söylendi. Açıkça bu düzenleme yasalara aykırı. İç hukukta kanun olarak yürürlükte olan BM"nin Ayrımcılığa Karşı Sözleşmesi"nde de belirtildiği gibi, kadınlar arasında evli olup olmama durumuna bakılarak ayrımcılık yapılamaz. Dolayısıyla evli kadınları şiddetten koruruz, evli olmayan kadınları korumak için özel yasalar çıkarmayız demek kanunlara kesinlikle aykırı bir uygulamadır."

Aslolanın insanların kendilerini aile gibi hissedip hissetmedikleri olduğunu savunan Gülbahar, şöyle devam etti: "Bu tür girişimler konusunda kadınları kaygılandıran nokta, resmi medeni nikahın bertaraf edilip imam nikahının meşrulaştırılması ve erkek çokeşliliğinin yaygınlaştırılmasıdır."

 

DİNİ NİKÂH KAYIT ALTINA ALINMALI

Kadınların bu endişelerine hak verdiğini belirten Gülbahar, kadınlar arasında ayrımcılık yapılmamasına yönelik bir düzenlemenin erkek çok eşliliğini meşrulaştırmak için bir bahane olarak kullanılmaması gerektiğini vurguladı. "Düzenleme kendi içinde yanlış değil, ancak tek başına yeterli de değil" diyen Av.Gülbahar, çok eşliliği meşrulaştırmak için dini nikahın kullanılmasının ancak bir  yolla engellenebileceğini söyledi: "Bugün Türkiye"de ne yazık ki toplumun sadece muhafazakar kesiminde değil, kendilerine liberal demokrat diyen kesimlerinde de erkek çokeşliliği ve bu erkek çokeşliliğini meşrulaştırmak için dini nikahın kullanılması toplumda son derece yaygın ve meşru görülen bir uygulamadır. Buna son vermenin gayet basit bir yolu vardır: O da dini nikahın kayıt altına alınmasıdır."

SEVGİM DENİZALTI
 

Mesaj eklemek için yetkiniz bulunmamaktadır...

Zihinsel engelli kızların kısırlaştırılmasını doğru buluyor musunuz?
 
engelli_51.jpg