Son engel bürokrasi

e-Posta Yazdır PDF
2006'dan bu yana devletin desteğiyle zihinsel eğitim merkezleri açıldı. Birçoğunu işin ehli olmayan kişiler işletiyor. Bu merkezler için iki yılda bir rapor gerekiyor. Ancak maddi imkânsızlık nedeniyle rapor alınamayınca eğitimleri aksıyor..


Devletin, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim gören çocukların masraflarını 2006 yılından itibaren karşılamaya başlamasıyla Türkiye'de bu kurumların sayısında patlama yaşandı. İstanbul Zihinsel Engelliler Vakfı'ndan uzman eğitimci Sezgin Kartal'ın deyimiyle "önemli bir kısmı niteliksiz, işin ehli olmayan insanlar tarafından açılan ve sayıları bin 800'e varan bu kurumlardan" devlet, hizmet satın alıyor.

DENETİM İYİ AMA...
Aileler bu rehabilitasyon merkezlerinde çocuklarının ücretsiz eğitim alabilmesi için önce çocuk nöroloğunun olduğu bir devlet hastanesine başvuruyor. Bir dizi teste tabi tutulan çocuk yüzde 40'ın üzerinde engeli varsa tıbbi bir rapor alıyor. Ardından, ilçesinde bulunan Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Rehberlik ve Araştırma Merkezi'ne başvuruyor. Oradan aldığı eğitim raporuyla rehabilitasyon merkezlerinde eğitime başlıyor. Ücretsiz eğitim haftada altı saat bireysel olarak yapılıyor, eğer heyet uygun görürse buna haftada dört saat grup dersi de dahil oluyor. Devlet okula 10 saatlik ders için KDV hariç 376 YTL ödeme yapıyor. Almanya'da devletin engelli başına ayda 3 bin euro harcama yaptığını hemen hatırlatalım. Bu rapor alma işlemi hastanelerde yeterli doktor olmaması ve bürokrasi yüzünden yaklaşık 6 ayı buluyor. Metin Sabancı Spastik Çocuklar Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Hasan Yılmaz "Rehabilitasyon merkezinde devlet desteğiyle çocuğun eğitimine devam edebilmesi için hastane raporunu iki yılda bir, MEB raporunu her yıl yenilemesi gerekiyor. Raporun süresi bitmeden iki ay önce işlemlere başlanabiliyor. Ama yine de çocuklar üç dört ay raporsuz kalıyor, yani ekonomik imkânı olmayan, cebinden para ödeyemeyen çocuk 3-4 ay eğitimden mahrum kalıyor" diyor. Hasan Yılmaz'ın önerisi: "Devlet tabii ki denetimini yapsın ama çocukları mağdur etmeden, denetimin yerine ağır bürokrasiyi koymadan."

İŞLEMLER UZUYOR
Evde bakım parası olarak da devlet aileleri destekliyor. Aylık gelir tutarı, bir aylık net asgari ücret tutarının üçte ikisinden daha az olan ailelere bakıma muhtaç çocuk başına ayda 457 YTL nakdi ödeme yapılıyor. Ancak bürokrasi burada kendini gösteriyor. Devlet 106 bin 458 özürlüye evde bakım ücreti ödüyor, yardım alabilmek için ise sırada on binlerce kişi müracaatlarını yapmış yanıt bekliyor. Her birinin işlemi yaklaşık bir yıl sürüyor.

Devletin, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde eğitim gören çocukların masraflarını 2006 yılından itibaren karşılamaya başlamasıyla Türkiye'de bu kurumların sayısında patlama yaşandı. İstanbul Zihinsel Engelliler Vakfı'ndan uzman eğitimci Sezgin Kartal'ın deyimiyle "önemli bir kısmı niteliksiz, işin ehli olmayan insanlar tarafından açılan ve sayıları bin 800'e varan bu kurumlardan" devlet, hizmet satın alıyor.
Özürlü iki kardeş bu odadan çıkmadı


İstanbul'un en zengin ilçesi Şişli de dahi hayatlarında hiç rehabilitasyon merkezi görmemiş zihinsel engelli çocuklar var. Kuştepe semtinde yaşayan iki kardeş Ahmet (12) ve Kader (11) ileri düzeyde zihinsel özürlü. Ömürleri bir gecekondu içindeki küçücük bir odada televizyonun karşısında geçiyor. Konuşamıyor, hareketlerini kontrol edemiyorlar. Kader iki ayak üzerinde durmakta dahi zorlanıyor, tuvaletlerini tutamıyorlar. Çocuklarının kendisini tanıyıp tanımadığından emin dahi olamayan anne Bahar Gider parasızlık nedeniyle çocuklarının bu zamana kadar hiçbir eğitim alamadığını belirterek, şunları söylüyor: "Yıllar önce İstanbul Üniversitesi Hastanesi'ne gittik. Parasızlıktan bir daha gidemedik. Bütün günüm evde çocuklarla geçiyor. Çalışamıyorum. Eşim hapiste. Konu komşu, mahallemizdeki Çiçekçiler Derneği'nin yardımlarıyla geçiniyoruz." Devletin özürlülere maddi yardım yaptığını öğrenmeleri üzerine aile geçtiğimiz yıl bürokratik işlemleri başlatmış. Ancak, hastane heyet raporları, imzalar, mühürler derken sekiz ay sonra çocuklara maaş bağlatmayı başarmış. "Toplu parayı alamadık. Şimdi çocuk başına ayda 415 YTL alabiliyorum. En büyük masrafımız çocuk bezi."


Down sendromlu olimpiyat şampiyonu
Zihin özürlüler imkân verildiğinde, bilinçli aileler tarafından yetiştirildiklerinde büyük başarılara imza atıyor. Yüzmede olimpiyat şampiyonu olan Down Sendromlu Durducan da bunlardan biri. Geçtiğimiz yıl Çin'deki 12. Özel Olimpiyatlar Dünya Yaz Oyunları'nda altın madalya kazanan Durducan şimdi 16 yaşında, ailesinin desteği ve sevgisiyle yeni başarılara imza atmaya hazırlanıyor, tüm arkadaşlarına örnek oluyor. Onsekiz aylıkken yürüyebilen, 3.5 yaşındayken konuşmaya başlayan Durducan'ın annesi Sevim Nevruz tüm zamanını çocuğuna ayırdı, onu asla rehabilitasyon merkezlerine göndermedi: "Eğitim uzmanlarından öğrendiklerimizi, ne yapılması gerekiyorsa onu Durducan'da uyguladık. Ama özel eğitim uzmanlarıyla her zaman ilişki halinde olduk. Onlar günde bir iki saat ilgileniyor, ben 7-8 saat. Kardeşlerini de gelişiminde çok olumlu etkileri oldu."

'BÜTÜN İŞ AİLEDE'
"Sabır, sevgi ve inatla eğitim" diyen Sevim Nevruz ailelerin sadece özel eğitim kurumlarına bel bağlamasına karşı çıkıyor: "Bütün iş ailede bitiyor. Rehberlik merkezlerinin eğitimi çocuğun kişisel gelişimi için yeterli değil. Aileler benim çocuğum özel eğitim merkezine gidiyor, iyi olacak diye hayale kapılmasınlar."
Hakan tenis oynuyor ve o da bir şampiyon

Saadet İş Okulu ikinci sınıf öğrencisi Hakan Gürsakal, geçtiğimiz yıl Çin'in Şanghay kentinde düzenlenen 12. Özel Olimpiyatlar Dünya Yaz Oyunları'nda masa tenisi branşında çiftlerde gümüş, tek erkeklerde ise bronz madalya kazandı. 2001 yılından beri masa tenisi oynayan Hakan, milli takımın Türk ve Çinli antrenörleriyle Bayrampaşa Belediyesi'ne ait spor tesislerinde her gün okul çıkışı antrenman yapıyor. Zihinsel engelli 229 çocuğa eğitim veren okulun 85 öğrencisi lisanslı sporcu.
 

Mesaj eklemek için yetkiniz bulunmamaktadır...

Zihinsel engelli kızların kısırlaştırılmasını doğru buluyor musunuz?
 
engelli_27.jpg