ILK OK KARAVANAYA, SON OK OLİMPİYATA

e-Posta Yazdır PDF
Gizem Girişmen, ilk okunu fırlattığında hedef tahtasını tutturamadı. Bugün, attığı okun nereye düşeceğini daha havadayken biliyor. Son attığı okla, Çin'de düzenlenen 2008 Pekin Paralimpik Oyunları'nda altın madalyayı tam ortasından vurmasından belli değil mi?
Buket Güler / Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir - Fotoğraf: Haşim Kılıç / Bülent Ercan Olimpiyatlardan altın madalyayla döndükten sonra hayatınızda neler değişti?
Önceden de yoğundum, ama şimdi daha yoğunum. Yeni olan; medyayla tanıştım.
Daha doğrusu medya benimle tanıştı.
Gizem Girişmen kimdir?
1981 Ankara doğumluyum. İlkokulu bitirdiğim yaz trafik kazası geçirdim. Kazadan sonra omurilik felçlisi oldum. Türkiye'de bir dizi ameliyat geçirdim ve sonra Almanya'ya, beş ay süren rehabilitasyona gittim. Döndükten sonra Ankara Özel Tevfik Fikret Lisesi'ne başladım.
2004'te Bilkent Üniversitesi İşletme Bölümü'nden şeref derecesiyle mezun oldum.
"MÜCADELE EDİN" Engelli bir birey için ailenin önemi nedir?
Hayatının her alanında yanlarında olmaları çok önemli. Ben engelli yakım olan ailelere, onlara sahip çıkmalarını tavsiye edebilirim. Onlara inanmalan ve mücadele etmeleri gerekiyor.
Sizce Türk toplumu bu konuda yeterince duyarlı mı?
Bu anlamda Türkiye'nin bilinç düzeyi çok düşük.
Bu bilinçsizliğin sizi kırdığı zamanlar oldu mu hiç?
Türkiye'de yaşayan engelli bir birey olarak ben de zaman zaman kınlıyorum.
Annenizle birlikte 'Engelsiz Yaşam Derneği'nin kurucu üyesisiniz. O dernek neleri değiştirmeyi amaçlıyor?
Bu demekle engellilere olan duyarlılığı artırmayı hedefliyoruz. Öncelikli amacımız tekerlekli sandalye dağıtmak değil, toplumun bilinç düzeyini yükseltmek.
Ne çeşit projeler hazırladınız?
Engelsiz ulaşım ve engelsiz üniversite projesi en önemlileri. Çünkü ne yazık ki Türkiye'de engelliler üniversiteyi kazansalar bile gerek mimari koşullar gerekse bakış açısı nedeniyle çok zor anlar yaşayabiliyorlar.
Geçmişle barışık ve gelecekten de çok umutlu görünüyorsunuz. Hiç mi kaygılarınız yok?
Her birey gibi benim de kendi geleceğime ve dünyanın geleceğine dair kaygılarım var. Ama çok fazla karamsar ve kaygılı bir insan değilim. Hayatın her alanında keyif aldığım şeyleri yapmaya çalışıyorum.
Bu enerji nereden geliyor? Bu kadar şeye zamanı nasıl buluyorsunuz?
Gerçekten kolay olmuyor. Mesela bir insanın Bilkent'ten şeref derecesiyle mezun olması için dört yıl boyunca çok iyi bir performans göstermesi gerekiyor. Veya okçulukta olimpiyat şampiyonu olabilmesi için yine dört yıl çok büyük özveriler göstermesi gerekiyor. Bir şey yaptığım zaman, yanm ya da eksik yapmayı seven biri değilim. Bir şey yapılıyorsa, tam yapılmalı diye düşünüyorum.
HAYATININ TESADÜFÜ Ok ve yayla ne zaman tanıştınız?
Üniversite bitince, bir yıl bilinçli olarak dinlenme karan almıştım. Kazadan sonra rehabilitasyon amaçlı yüzüyordum. İki yıl boyunca yüzme antrenörümle düzenli olarak çalıştım. Ama araya eğitim hayatı girince bırakmak zorunda kaldım. Üniversite bittikten sonra dinleneceğim o bir yıl içinde tekrar yüzmeye karar vermiştim. Ve eski yüzme antrenörüme ulaşmak için, onu tanıyan ilk okçuluk antrenörüme ulaşarak telefon numarasını istedim.
Yani her şey tesadüfle mi başladı?
Evet. O da "Bizim antrenmanlarımıza katılır mısın?" diye sorduğunda, "Tamam" dedim ve ilk okumu attıktan sonra da bırakmamaya karar verdim.
Tabii o okun hayatınızın akışını değiştireceğini bilmeden...
Tabii. Bundan dört yıl önce bana, "Okçu olacaksın, hayatını bu şekilde yönlendireceksin" deselerdi, asla inanmazdım. Oku elime ilk aldığımda çok etkilendim. Aslında benim ilk attığım ok karavanaydı.
Ama o bile güzeldi. O anda devam etmek istediğimi anladım.
4 SANİYEDE Pekin nasıl geçti?
Çin çok güzeldi. Final attım ve altın madalyayla döndüm.
İstiklal Marşımızı dinledim, dinlettim. Bayrağımızı göndere çektirdim. O yüzden Çin benim için sporculuk kariyerimde önemli bir ülke.
Bu spora 2004'te başlayıp 2008'de olimpiyat şampiyonu olmak biraz hızlı değil mi?
Aslında biraz hızlı. Ama bu kısa sürede bu şampiyonluğu elde edebilmek için çok çalıştım. Haftanın alü günü antrenman yaptım. Apartmanımızın garajında, arkadaşınım fabrikasında, sıcakta, soğukta hep ok attım.
u sporda en heyecanlı kısım hangisi?
Okun yaydan çıktıktan sonra nereye gittiğini beklediğin an.
Ok yaydan çıktıktan sona nereye gideceğini biliyor musunuz?
Yaklaşık 200 km/saat hızla gidiyor oklarım. Ve en fazla üç-dört saniyede gidiyor hedefe. Elimden çıktığı an, okumun nereye gideceğini biliyorum.
Aldığınız madalyayı neden babanıza ithaf ettiniz?
Dört yıl önce başladı Henüz ilkokul yıllarında trafik kazası sonucu omurilik felci olan Gizem Girişmen, dört yıl önce tesadüfen başladığı okçulukta, olimpiyat şampiyonluğuna kadar yükseldi.
Babamı 1995'te mide kanserinden kaybettik. Beni bir yerlerden görüp, gurur duymasını istedim.
Olimpiyat kazanmış bir sporcunun ondan sonraki hedefi nedir?
Aslında, bir sporcu için bunun ötesinde bir basan yok. Ancak bunu korursa aym hazzı duyar. Benim bu madalyadan sonra amacım, bu sporu Türkiye'de yaygınlaştırmak. Bir de babam adına Türkiye'de uluslararası bir okçuluk turnuvası düzenlemek istiyorum.
Zaman, spor dışında nasıl geçiyor?
Kitap okumayı çok severim. Otomobil kullanırım, güzel kek yapanm. Aynca dalış yapmayı seviyorum, tek yıldız dalıcıyım. Deniz benim için özgürlük. Çünkü engelli bir birey denizde vücudunun hemen hemen her bölümünü daha rahat hareket ettirebiliyor. Özgürlüğü kim sevmez ki?
Yüzmeye dönmeyi düşünüyor musun?
Neden olmasın? Belki 2012'de olimpiyatlara yüzmede katılırım. Karar verir ve aynı özveriyle çalışırsam, niçin yüzmede de bir olimpiyat madalyası kazanmayayım? • 72 TEMPO - 1089 - 16 EKİM 2008
 

Mesaj eklemek için yetkiniz bulunmamaktadır...

Zihinsel engelli kızların kısırlaştırılmasını doğru buluyor musunuz?
 
engelli_51.jpg